11 Temmuz 2014 Cuma


           Demokrasilerde Katılımın Yeni Şekli: Sosyal Medya

İnsanlar kendi toplulukları içerisinde birbirlerinden, dışarıda ise diğer topluluklardan korunma ihtiyacı hissetmişler ve devletleri kurmuşlardır. Böylece yönetenler ve yönetilenler arasında bir düzen ve kimin daha çok söz hakkına sahip olacağını belirleyen farklı yönetim şekilleri de ortaya çıkmıştır. Filozoflar ideal devlet yapıları ve devlet içindeki sınıfların nasıl neye göre ayrılacağı üzerine düşünmüşler, hangi yönetim şeklinin insanlık için daha iyi olacağı konusunda tartışmışlardır. Tarihsel süreçte değişik şekilleriyle ortaya çıkan, bazen tarih sahnesinden tamamen silinen demokrasi ise günümüzde öne çıkan ve halkların talep ettiği bir yönetim şeklidir. Lipset demokrasiyi “hükümet görevlilerinin düzenli olarak değişmesi için anayasal düzenlemeler sağlayan siyasi bir sistem” olarak tanımlar.[1]

Demokrasilerde seçilenler kadar seçmenin de önemli bir rolü vardır. Adaylar seçime katılım oranını arttırma ve seçmenin devletten beklentilerinin karşılanacağı hususunda güvence veren bir seçim kampanyası yürütme gibi seçmeni ikna etmeye yönelik politikalar izlemektedirler. Bu politikaları izlerken de farklı kaynaklar kullanmaktadırlar. Barack Obama’nın 2008 Başkanlık Seçimlerinde sosyal medyayı etkin bir şekilde kullanarak gerçekleştirdiği seçim kampanyası demokrasilerde seçmene yönelik politikanın nasıl yürütüldüğünü görmek için güzel bir örnektir. Bu bağlamda ABD’nin 2008’deki siyasi durumuna ve buna bağlı olarak şekillenen Obama söylemlerine, reklam kampanyalarına kısaca değinildikten sonra seçim kampanyalarında internetin katılımı arttıran bir iletişim aracı olarak nasıl kullanıldığı üzerinde durulacaktır.

Kapitalizmin tıkanması ile meydana gelen ve 2008 yılında görünür olmaya başlayan Amerika Birleşik Devletleri kaynaklı küresel ekonomik kriz ABD vatandaşlarının maddi olarak zor bir dönem yaşamasına neden olmuştur. 11 Eylül olayları sonrasında Bush hükümetinin uyguladığı saldırgan dış politika ve bitmeyen Irak Savaşı da Amerika halkı tarafından desteğini kaybetmiş ve kaynakların bu savaşa yatırılmasına eleştiriler artmaya başlamıştır. Obama gündemine ilk olarak bu iki sorunu alarak iç ve dış siyasetini bu sorunları çözmeye yönelik olarak şekillendireceğini belirtmiştir. Bu durumu Demokrat strateji uzmanı Simon Rosenberg yeni gündem olarak adlandırmış ve Demokratları Cumhuriyetçilerden ayıran ve öne geçiren özelliklerden biri olarak sunmuştur.[2] Küresel ısınma ve eşcinsel evliliklere olumlu yaklaşma da bu yeni gündem maddelerine örnek olarak verilebilir. Amerika halkının siyasete olan güveninin zayıfladığı ve ekonomik olarak zorluklar yaşadığı, sekiz yıldır Cumhuriyetçilerin Beyaz Saray’da olduğu siyasi bir ortamda seçimlere hazırlanan Obama söylemlerini ve reklam kampanyalarını umut, gelişim, güven ve özellikle çok daha fazla vurgulanan değişim temaları üzerine kurmuştur. Böylece, Barack Obama siyasi ve maddi açılardan bunalmış Amerika halkına değişim ve yenilik vadeden yeni bir yüz ve ilk siyahi ABD başkan adayı olarak seçim kampanyasına başlamıştır.   
  
Obama’nın 2008 seçim kampanyasında başarılı olmasını sağlayan neden sadece ABD siyasetine göre oluşturduğu, beklentiye yönelik söylemler değil bunun yanında seçmene en iyi şekilde ulaşabilmesi ve seçmeni etkilemesidir. Obama Web2.0 ile gelen avantajlardan faydalanarak kendi tabiriyle “Dünya tarihinin en iyi seçim kampanyası” nı yürütmüştür. Bu amaç doğrultusunda Facebook’un kurucularından biri olan Chris Hughes’ı kampanyanın başına getirmiştir. Chris Hughes ilk olarak zaten faaliyette olan “barackobama.com” u geliştirerek, siteyi çok daha fazla kullanıcının aynı anda kullanabilmesi için elverişli hale getirmiştir. Bunun yanında daha çok sosyal ağ işlevinde çalışan “mybarackobama.com” sitesini de kurarak kullanıcılara kendi bloglarını oluşturma ve kendi etkinliklerini organize etme imkânı sağlamıştır. Chadwick Web2.0 siyasetini açıklarken sosyal ağların, bireylere kendilerini kimliklerinin farklı yönleri ile ifade edebilecekleri, farklı hayat tarzlarının ve değerlerin önemsenmediği alanlar sağladıklarını öne sürmektedir.[3] Obama’nın internet üzerinden yürütülen seçim kampanyası da kimliklerin, değerlerin ve hayat tarzlarının geri planda kaldığı, katılımın daha kolaylık ile gerçekleşebildiği alanlar oluşturmuş ve bu sayede Obama gençlerin çoğunluğu oluşturduğu daha geniş bir halk kitlesine ulaşabilmiştir. Onlara sosyal ağlar aracılığıyla seçime giden süreçte daha fazla yer alma fırsatı sunarak seçimlere katılım oranını da arttırmıştır.

Kendi sitelerinin dışında Facebook, Twitter, Youtube gibi sosyal paylaşım sitelerini de etkin bir şekilde kullanan Obama ve ekibi, Obama belgesellerini yayımlamış ve Obama’nın aile hayatını ön plana çıkarmışlardır. Böylece Obama için halkın içinden biri imajı oluşturulmuştur. Kampanyanın başarılı olduğu bir diğer konu ise bağış toplamadır. Obama’nın sitesinde bulunan “bağış yap” butonu kullanıcılara küçük hatıralar alarak kampanyaya destekte bulunma imkânı vermiştir. İnternet üzerinden toplanan bağışların yanı sıra çevrimdışı alanda da gençlerden büyük destek ve yardım bulan bağış toplama kampanyası ile Obama en çok bağışı toplayan aday olmuştur. Obama, gençlere siyasette daha aktif roller vererek, gelenekselleşmiş seçim kampanyalarından sıyrılarak, Amerikan halkına yeterli gelmeyen eski gündemin dışına çıkarak değişim ve yenilik vaatleri ile 2008 başkanlık seçimlerinde başarılı olmuştur. Ayrıca sosyal medyayı her alanda kullanarak internetin demokrasilerde nasıl katılım aracı olarak kullanılabileceği konusunda yeni bir kapı açmıştır.   

Şüphesiz ki demokrasi halen tartışılan ve her ülkede farklı derecelerde kendisini gösteren bir yönetim şeklidir. Bir ülkenin ne kadar demokratik olduğu, o ülkede yapılan seçimlerin ne kadar belirleyici olduğu ise o ülkenin siyasi kültürüne göre değişmektedir. Yönetim şekli ne olursa olsun yönetenler için amaç iktidara gelebilmektir ve bu amaç doğrultusunda hareket ederler. Başkan Obama da 2008 kampanyasını seçmeninin beklentileri doğrultusunda yürütmüş ve bunun ötesinde çağın iletişim aracını kendi çıkarlarına en uygun şekilde kullanmıştır. Böylece dinamik genç nüfusa daha fazla hitap etmek ile kalmamış bunun yanı sıra siyaset bilimi ve iletişim alanlarında internetin daha katılımcı bir demokrasi anlayışı getirip getiremeyeceği üzerine çalışmaların ve tartışmaların başlamasına neden olmuştur.

seymatok@gmail.com




[1] Seymour Martin Lipset, “Some Social Requisites of Democracy: Economic Development and Political Legitimacy,” The American Political Science Review 53, no.1 (Mart 1959): 71.
[3] Andrew Chadwick, “Recent Shifts in the Relationship Between the Internet and Democratic
Engagement in Britain and the United States: Granularity, Informational
Exuberance, and Political Learning,” (Ağustos 2010): 24.
ve başlıkları altında yazıldı.

0 yorum:

Yorum Gönder

Yazı hakkındaki yorumlarınız kontrolümüzden geçmeden, sansürsüz olarak yayınlanacaktır: